NE YAPMALI?

Kemalizm, son çeyrek asırda yaşanan tüm olumsuzluklara; okyanus ötesinde kurulan komplo ve kumpaslara, aydın suikastlarına, yandaş ve “fon”daş medyanın organize karalamalarına rağmen bugün halk kesiminde en çok benimsenen düşünce durumundadır. Farklı zaman dilimlerinde, farklı anket şirketlerince “Kendinizi ideolojik olarak nasıl tanımlıyorsunuz?” sorusuyla yapılan anketlerin tamamında “Atatürkçü / Kemalist” cevabının ilk sırada yer alması, Kemalizm’in halktaki karşılığının en somut göstergesidir.

Halkta çoğunluk olan Kemalistlerin, tabandaki karşılığı mecliste temsile yansıtamaması ve hemen her alanda yetişmiş kadroları olmasına rağmen meslek örgütlerinde, yayın çalışmalarında ve demokratik kitle örgütlerinde yeterince etkili olamaması, yine Kemalistlerin üzerine kafa yorması gereken öncelikli meselelerdendir.

Kemalistler olarak bugün en temelde yapmamız gereken, kuru hamaseti ve haklılık retoriğini bir kenara bırakarak ve özeleştiriden kaçınmayarak bazı gerçeklerle yüzleşme gerekliliğidir. Nedir yüzleşmemiz gerekenler? Bir; bugün TBMM’de halktaki karşılığımız oranında temsilimiz yok. Bugün “Cumhur” ve “Millet” ittifakları içerisinde yokuz ve bu ittifaklar tarafından muhatap alınmıyoruz. Zira her iki ittifakı oluşturan siyasî partiler, sayısız demokratik kitle örgütüyle genel başkanlar düzeyinde toplantı ve çalıştaylar yaparken; her iki ittifak da, Atatürkçü çizgide faaliyet yürüten demokratik kitle örgütleriyle çalıştay yapma gereği duymuyor.

Bu etkisizliğin temelinde insan gücünün örgütlülüğe yansıtılamaması gelmektedir. Örgütlü değiliz ve yeterince üretemiyoruz. Halktaki geniş karşılığı örgütlülüğe yansıtamadığımız için ise, bugün güç dengesi içinde yer almakta zorlanıyoruz.

Bugün hemen her ideolojik grup, sayısız dernek, vakıfla sahada onlarca farklı çalışma yürütürken ve onlarca dergi ve kanalla yayın çalışması yaparken bizim sürdürülebilir çalışmalar yapabilen kaç derneğimiz, vakfımız var? Kaç yurdumuz var? Sürdürülebilir yayın yapabilen kaç müzik grubumuz, dergimiz veya kanalımız var?

Tabandaki karşılığı örgütlülüğe yansıtamadığımız ve üretemediğimiz müddetçe olay ve olguların dışında kalmaya ve karşılıksız bir haklılık edebiyatıyla avunmaya devam edeceğiz.

Peki, bu noktada ne yapmalı?

Evvela, kendini Kemalist olarak tanımlayan 7’den 70’e herkes elini taşın altına koymalıdır. Sosyal medya tatminkârlığından uzaklaşarak, uzmanlaştığı alanda mücadeleye somut katkı koymalı, üretmelidir.

Siyaset arenasında yer alan her kesim, kendine göre haklıdır. Belirleyici olan, haklılık retoriği değil, güçlü olmaktır. Bugün Kemalistlerin öncelikli hedefi de siyasî, düşünsel alandaki güç dengesi içerisinde yeniden yer almak olmalıdır. Bunun yolu da örgütlenmek ve üretmekten geçer.

  1. Büyük Kemalizm Kurultayı’nda ortaya çıkan heyecan ve motivasyonun artarak devam etmesi, çalışmaların sürdürülebilirliğine bağlıdır. İlkini gerçekleştirdiğimiz kurultayın, Kemalist kurumların katılımıyla oluşturulacak platformlarla her yıl farklı içerik ve formatlarla devam ettirilmesi, güç dengesi olabilme yolunda bir zorunluluktur. Bu ay 15 – 16 Ekim tarihlerinde Malatya’da gerçekleşecek olan Doğu Anadolu Kemalizm Çalıştayı sürdürülebilirlik başarısının yanında “Kemalistler, Kayseri’nin ötesine geçemez” sloganını yıkacak ve yurdun dört bir yanındaki genç Kemalistlere özgüven verecektir.

Her yeni çalışma, hedefe varma sürecinde atılan bir adım, çıkılan bir basamaktır. Bu sebeple Kemalistlerin bu süreçte yapacağı her çalışma, ister düşünsel ister pratik alanda olsun, ayrıca önemli ve kıymetlidir. Her bir çalışmayı A’dan Z’ye tüm Kemalistler sahiplenmeli ve var gücüyle desteklemelidir.

Kemalistlerin artık kuru bir haklılık edebiyatıyla veya kısır çekişmelerle kaybedecek zamanı yoktur. Her bir Kemalist kadro, uzmanlaştığı alanda atılım yaparak somut çalışmalar üretmek zorundadır. Kemalistler olarak içinde bulunduğumuz kısırlığı ancak üreterek aşabiliriz. Önümüzdeki dönemde etkili konuma gelip gelemeyeceğimizi belirleyecek olan husus; çıkaracağımız yayınlar ve sahada yapacağımız çalışmalar olacaktır.

Sloganımız açık ve net:

Birleşmek, üretmek ve ilerlemek! Halktaki bu potansiyelin, siyasette güç odağına dönüşmesinin yegâne yolu budur. Bugün geldiğimiz noktada ya güç dengesi içerisinde yerimizi alacağız ya da kısır döngü içinde savrularak zayıflamaya devam edeceğiz.

 

AHMET AYÇİÇEK

Similar Posts:

 4,359 Görüntülenme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir