KEMALİSTLERİN DEĞİŞİMLE İMTİHANI – Ahmet AYÇİÇEK

Zihni, mevcut koşullara sıkışanlar tarihsel süreçleri anlayamaz. Anlayamadıkları gibi daima aynı taktik ve strateji ile ilerlerler. Olaylara at gözlüğü ile tek bir bakış açışıyla yaklaşırlar. Oysa doğanın kanunları başka türlü işler. O anlayamadıkları kanun; değişimdir. Değişim döngüsü içinde değişime kafa tutmak yerinde saymaktır. Kemalistlerin yıllardır yerinde saymalarının ve ilerleyememelerinin temelinde de değişime direnme tutumu yatmaktadır.

Genç Atatürkçü arkadaşlarım katıldığı yürüyüşlerde bilhassa 60 yaşın üstündeki büyüklerimizin şu değerlendirmesine mutlaka şahit olmuşlardır; “Biz 40-50 sene önce on binlerce insanla yürürdük, şimdi 100 kişi ancak toplanabiliyoruz. Çok zayıfladık.” İşte bu zayıflamanın temeli Atatürkçülerin 4 milyonluk şehirde 100 kişi kalmasından değil; değişimden kaynaklıdır.

20. Yüzyıl oluşan birikimle uyanışın arttığı, hak arayışlarının hızlandığı yüzyıldır. Dönemin bir gereği olarak farklı düşünce oluşumları ve gruplar seslerini duyurmak, hedeflerine ulaşmak maksadıyla güçlü ve özgün eylemler gerçekleştirmek durumundadır. Çünkü dertlerini anlatacakları mecra sokaklardır. Sesini topluma duyurmanın yolu yazılı basın organlarından ve eylemsellikten geçer. Ama günümüzde pek çok şey gibi bu yöntem de değişmiştir. Artık mağdur edilen meslek gruplarından siyasilere toplumun farklı dinamikleri bunu sosyal medya kanalları üzerinden gerçekleştirmektedir. Siyasiler artık sokaktan ziyade sosyal medya kanallarından toplumun nabzını tutmakta, algı yaratabilmek amacıyla sokak gücü değil sosyal medya ordusu yaratmaktadır. Bu salt ülkemizde değil dünyada da bu şekilde değişim göstermiştir. Bugün liderler dünyanın her yerinde mesajlarını meydanlardan ziyade sosyal medyadan vermektedir. Günümüzde sıradanlaşmış sözler yazılarak hazırlanan pankart ve dövizler ile sıradanlaşmış yürüyüşler yapmak boşa kürek çekmekten farksızdır. Bu yöntem bir noktada kumda oyun oynamaktır. Çünkü toplum değişmiştir. Gelişen teknoloji hayatın pek çok farklı alanında insanı değiştirdiği gibi insanların olaylara karşı gösterdiği tepkilerin işlevini de değiştirmiştir. Ama gelin görün ki; “değişime öncülük etmesi” lâzım gelen Kemalistler bu değişimi hâlâ anlayamamaktadır.

Kemalistlerin değişime kafa tutmaları sadece bu konuyla sınırlı değildir. Program konusunda da Kemalistler değişime kapalıdır. Bugün ülkenin eğitim ve tarım sistemini, iç ve dış politikasını eleştiren Kemalistlerin, 90’lı yıllarda yaşanan aydın suikastları sonrası, bu konularda çözüm ortaya koyamaması ve çözümü daima geride araması temel sorunsallardan biridir.

Mahmut Esat Bozkurt, Şevket Süreyya Aydemir, Muammer Aksoy, Doğan Avcıoğlu ve birçok aydınımız yaşadıkları dönem içerisinde çözüm arayışına girerek ortaya özgün programlar koymuşlardır ama bu programlar bir asır öncesinde kalmıştır. Bir asır öncesi hazırlanan programların birçoğunun bugün uygulanma olanağı yoktur. Örneğin; Cumhuriyetimizin ilk yıllarını meşgul eden ama bir türlü ülke çapında uygulamaya konulamayan Toprak reformunu bugün ülke genelinde uygulama olanağı yoktur. Yoktur çünkü çağ değişmiştir. Farklı nedenlerle köyden şehre göç gerçekleşmiş köyler çoğunlukla boşalmış tarımsal üretimde insan gücü minimuma inerek makineleşme artmış ve tarımsal üretim köyde kalan nadir ailelerin oluşturduğu küçük çiftliklerde gerçekleşmeye başlamıştır. Gelinen bu noktada olmayan köylüye toprak dağıtalım demek laf kalabalığından ibarettir. 80 sene önce ülke nüfusunun tamamına yakını köylerde yaşarken uygulanan Köy Enstitüleri modelini 2019 da ülke nüfusunun çoğunluğu şehirde yaşarken yeniden uygulayalım çabası geçmişe saplanıp kalmanın en somut örneğidir.

Sürekli olarak kitaplarını okuduğumuz aydınlarımızı anlayabilseydik, sabah akşam sosyal medya profillerimizde etrafını süsleyerek paylaştığımız Ahmet Taner Kışlalı’nın “Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil geleceğin öncülüğüdür.” sözünün üzerine iki dakika olsun düşünerek bu sözü özümseyebilseydik öyle zannediyorum ki bu noktada olmazdık.

Bugün Kemalistler olarak yapmamız gereken Kışlalı’nın belirttiği gibi geçmişin bekçiliğini bırakarak geleceğin öncülüğüne soyunmaktır. Geçmişin birikimi üzerine çağımıza uygun programlar üretmek ve uygulama zemini aramaktır. Bu sebeple tüm Kemalistleri 29 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında Dikili Bademli köyünde gerçekleştireceğimiz kampa davet ediyorum.

 Ahmet AYÇİÇEK

Similar Posts:

 19,906 Görüntülenme

Similar Posts by The Author:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *