Yusuf Can Hanoğlu Yazdı: “Otizmli Çocukları Topluma Kazandırmak İçin En İyi İlaç Eğitim”

“Otizm bir hastalık değil, farklılıktır. Otizme bir eksiklik olarak değil farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışılalım”


Otizm, son yıllarda çok fazla duymaya başladığımız bir engel türüdür. Teknolojinin iletişimi artırmak için neredeyse her gün yeni bir buluşa imza attığı günümüzde bu iletişimden yararlanamayan ve kendilerini dış dünyaya kapatan bu çocuklar fark edilmektedir. Bu fark edilmeyle birlikte otizmde gün geçtikçe yeni bir ilerleme kat edilmekte tüm bunlarla birlikte bu çocukların kendilerine ait dünyaları biraz daha keşfedilmektedir. Bu ilerlemeler ışığında otistik çocuklar daha iyi tanınmakta verilen eğitimin kalitesi de artmaktadır. Tüm bu yaşanan ilerlemeler bizlerin geleceğe biraz daha umutla bakmasını sağlamaktadır.(Darıca, Abidoğlu ve Gümüşcü 2002)

Otizm Nedir?

Otizm, bireyin dış dünyadaki uyaranları algılamasını, aldığı bilgileri düzenleyip kullanılmasını etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bozukluktur. Kaynağı psikolojik değil, nörolojiktir, diğer bir deyişle beynin işlev bozukluklarına bağlıdır. Otizmin beynin ve merkezi sinir sisteminin yapısındaki organik farklılık ya da bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Başka bir ifadeyle, bireyin dış dünyanın gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünya yaratması durumudur.

                     OTİSTİK ÇOCUKLARIN  ÖZELLİKLERİ

Otistik bir çocuğu olan L.Wing,yaptığı araştırmalar sonucunda geniş bir tablo içinde birbirinin tam zıddı davranış özellikleriyle de olsa otizmin bireyselliğini tanımlamıştır.

  • Otistik bir çocuk sürekli ağlayabilir.Uykudan uyandığında sakinleştirilmesi zordur.Sakinleştirilmesi için sevdiği bir aktivite (örneğin müzik dinleme,legolarla oynama vb.) sunulabilir.
  • Yıkanmaya,üstünü değiştirmeye ve yapması gereken rutin işlere tepki gösterebilir.
  • Cümle içinde kelimeleri yanlış kullanabilir.
  • İstedikleriniişaret ederken parmağını değil elini kullanır.
  • Baktığı resimlerde resmin bütününe değil,ilgi duyduğu bir noktaya takılıp kalır.
  • Otistik bir çocuk yemek yiyormuş taklidi yapamaz,ama taklitle yemek yemeyi öğrenebilir.
  • Konuşmaya kendilerini zorladıklarında cümle hataları ,gramer hataları yapabilir.

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Otizm spektrum bozukluğunun ilaçla tedavisi bugün sahip olunan bilgilerle mümkün değildir. Ancak, belirtileri erken yaşta başlanılan yoğun eğitim desteğiyle azaltılabilir ve yeni beceriler kazandırılarak davranış sorunları ortadan kaldırılabilir. Otizmin tedavisi konusunda yapılan birçok çalışmanın sonucunda en iyi tedavinin eğitim olduğu anlaşılmıştır. Doktorların yazdığı ilaçlar da dâhil olmak üzere diğer tüm yöntemler çocuğun eğitimini desteklemek için kullanılır. Bu nedenle, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, bunun yanında erken, yoğun ve sürekli özel eğitim şarttır.

Otizmli Çocukların Bilmenizi İstedikleri

Otizmli çocukların en büyük sıkıntılarından biri de anlaşılamamak.Çevresinde otizmli biri olmayanın kolay kolay anlayamayacağı şeylerin kısa bir listesi.

1. Arkadaş edinmek için mücadele ederiz.

2. İletişim kurmak için mücadele ederiz ama bu demek değil ki duyulmak, anlaşılmak için etmiyoruz.

3. Başkalarının söylediklerini anlamakta güçlük çekiyoruz.

4. Hayal ve taklit oyunları bizim için eğlenceli değil.

5. Basit, tekrarlayan faaliyetleri severiz ama yaşlandıkça daha ayrıntılı, tekrarlayan rutinlere uyum sağlayabiliriz.

6. Genellikle kalıplaşmış hareketlerimiz vardır.

7. Kimimiz çok hantal olabilir ve sıradışı yürüyüş ve duruş sergileyebiliriz.

8. Başkalarının zar zor fark ettiği bazı dokular, tatlar ve kokular bizim için çok saldırgan ve rahatsız edici olabilir.

9. Pek çoğumuz sürekli aynı besinleri yemeyi tercih ederiz.

10. Birçoğumuzun kaygı ve korku düzeyi yüksek olur.

11. Öğrenme güçlüğü ortak problemimiz.

12. Yaş ve entelektüel yeteneğimiz ne olursa olsun, becerilerimizi geliştirebiliriz.

                   

 

 

OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

1960’lı yıllardan bu yana, otizmin tedavisi ile ilgili yapılan çalışmalarda en iyi tedavinin eğitim olduğu görüşü benimsenmiştir.

Otistik çocukların eğitiminde genelde “Davranış Değiştirme Modeli”ne dayalı eğitim programları kullanılmaktadır ve bu model sıklıkla operant koşullama ilkelerine dayanmaktadır. Operant koşullama; Skinner’e göre sonuçların sistematik olarak düzenlenmesi yoluyla davranışın olabilirliğini azaltma ya da arttırma işlemi şeklinde tanımlanmaktadır.

 Davranışçı modelde ise; aşağıdaki basamaklara önem verilmektedir;

  1. Öncelikle çocuğun var olan performansı belirlenir ve hangi alanlarda beceri eksikliğinin olduğu saptanır.
  2. Beceri eksiklikleri belirlendikten sonra bu beceriler kendi içinde alt basamaklara ayrılır. Eğitim konusu iki bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde bebeklik dönemine ilişkin olarak anne-babaların alabileceği önlemler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise, bu çocuklara verilmesi gereken temel beceriler ve bu becerilerin kazandırılması, konuşmanın geliştirilmesi ve davranış problemlerine çözümler getirilmesi açıklanmaya çalışılmıştır.Yaşıtlarından farklı özellikler gösteren birçok çocuk için eğitimin amacı;
  3. Yetersizliklerin üstesinden gelmelerini sağlamak,
  4. Davranış problemlerini azaltmak,
  5. Öz bakım becerilerini geliştirmek,
  6. Akademik beceriler kazandırmak,
  7. Yaşamdan mümkün olduğu kadar zevk almalarını sağlamak olarak sıralanabilir.

Bu amaçlar doğrultusunda, eğitime mümkün olduğu kadar erken başlanması, çocuğun birçok temel beceriyi bir an önce kazanarak aile ve toplum yaşantısına uyum sağlamasını kolaylaştırması açısından yararlı olacak.

                OTİZM EĞİTİMİNDE TEMEL İLKELER

Otistik çocukların eğitimi, akademik eğitimden önce onların toplum hayatına ayak uydurabilmeleri için özbakım ve günlük hayatta bağımsız yaşam becerilerini onlara kazandırmakla başlar. Örneğin elini yıkamak, dişlerini fırçalamak, göz kontağı kurmak, sosyal becerilere sahip olmak ve konuşmak gibi istendik davranışların geliştirilmesi ve tekme atmak, ısırmak gibi  istenmedik davranışların kontrol altına alınması, eğitimlerinin vazgeçilmez parçalarıdır.

1) Otizmin eğitim ve tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur  “EĞİTİME AİLENİN KATILIMINI”  sağlamaktır.

Otistik çocuklar bireysel olarak, öğrenme stilleri ve yetenekleri açısından birbirlerine benzemezler ve birbirlerinden çok farklı özelliklere sahiptirler. Öğrenirken farklı alanlarda farklı hızlarla gelişim gösterirler. Bu nedenle eğitime başlarken her çocuğun özellikleri ve gereksinimleri gözönüne alınarak o çocuğa özgü bir “Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı”  (BEP) hazırlanır. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları hazırlanırken, yapılan toplantıya uzmanlarla birlikte ailelerin de katılması gerekir. Çünkü, ailenin öncelikle öğrenilmesini istediği beceriler olabilir. Örneğin; programda elini yıkama becerisi konulmuşsa, aile önce tuvalet eğitiminin kazandırılmasını isteyebilir ve aileler kendi isteklerinden oluşan programları benimseyecekleri için o programlar daha başarılı olacaktır.

Otistik özellikleri olan çocuklar ya da bireyler hem yeni becerileri öğrenmekte, hem de öğrenilen becerileri genelleştirmede sorun yaşarlar. Örneğin, eğitimcileri ile selamlaşmayı öğrenir evde ya da dışarıda diğer kişilerle selamlaşmayı genelleştiremezler. Ailenin becerileri genelleştirmedeki rolü çok önemlidir, çünkü özel eğitim okullarında öğrendikleri becerileri evde, dışarıda, parkta uygulamaları ancak ailenin eğitime katılması ile gerçekleşir. Ailelerin zaman zaman biraraya gelerek uzmanlarla, eğitim ve psikolojik danışma grup çalışmaları yapmaları da onların çocuklarının eğitim ve gelişimini anlamasına katkı sağlar.

2) “Eğitimin  Yoğun  ve Sürekli Olması”:  Eğitim programının, çocuğun uyku saati dışındaki tüm zamanlarında eğitimciler ve  aile bireyleri tarafından çocuğa uygulanmasıdır. İdeal olarak bu çocuklar HAFTADA 40 SAATLİK EĞİTİM almalıdırlar. Bu yoğun ve sürekli programı uygulayabilmek için işbölümü yapılarak özel eğitim uzmanları, anne, baba, bakıcı, sınıf öğretmeni, stajyer öğrenci ve gönüllüden oluşan bir ekip kurulması ve eğitimin bu ekip tarafından paylaşılarak sürdürülmesi gerekir.

İdeal koşullarda en az yüksek lisans derecesinde eğitim görmüş özel eğitim uzmanı veya uzman  psikolog eğitim programını çıkarır, hedeflerini koyar, uygulamada çocuğun bir günü her bir ekip üyesine 2-3 saatlik çalışma yapmak üzere bölünür. Ekibin her  elemanı o gün ne yapacağını önceden planlar, uygular ve notlarını alır. Bu notları eğitim programını hazırlamış olan eğitimci, belirli aralıklarla inceleyerek çocuğu hedeflere ulaşması açısından değerlendirir, programa devam edilmesi ya da  tekrar düzenlemesi için  gerekli çalışmaları yapar.

3) “Eğitimde Genel Özellikler”:  Çocuğa uygulanacak  eğitim modeli ne olursa olsun eğitim programının bazı özelliklerinin olması gerekir.

Eğitim programının;

  • Otistik çocuklar için geliştirilmiş otizme özgü bir program olması,
  • Çocuğun bireysel özelliklerine, gereksinimlerine uygun bir program olması,
  • Baştan belirlenmiş net hedeflerinin olması,
  • Belirli aralıklarla, hedeflerin gözden geçirilebilir ve gereksinimlere göre uyarlanabilir olması,
  • Sistematik olması, becerilerin hem belirlenen eğitim yöntemine göre hem de beceri alt basamak sıralamasını takip ederek öğretilmesi,
  • Yapılandırılmış olması, hem öğretilecek becerinin hem de çocuğun özelliklerine göre öğretim yapılacak mekânın düzenlenmesi, örneğin, renklerin öğretileceği bir derste dikkat dağıtacak diğer oyuncakların önceden kaldırılmış olması, sadece renk çalışılacak oyuncakların ortada bulundurulması gibi,
  • Çocuğun sadece yaşına değil, esas olarak gelişim düzeyine de uygun becerileri bulundurması,
  • İçinde akranları ile birarada olduğu  süreçlerin olmasıdır.

AİLE VE ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

   “Küçük yaş grubunda evde ve okulda her gün eğitim olmalı

Birçok zorluk yaşayabilen otizmli öğrenci ile iyi iletişim kurabilecek iyi bir sınıf öğretmeni, çocuğun daha kolay bir şekilde öğrenmesini sağlayarak diğer çocuklar ile kaynaşmasına yardımcı olmalıdır. Öğretmenlerin bazı önemli noktalara dikkat etmesi, hem diğer öğrenciler hem özel çocuk hem de sınıfın genel durumu için çok önemlidir. Bu önemli noktalara aşağıda bahsedilmiştir.

a)Aileler İle Yapılan Ekip Çalışması

Aileler, çocukların otizm sorunları konusunda deneyimli olmalıdır. Eğitim ilk olarak ailede başlamaktadır. Bu nedenle öğretmenler de ailelerden çocukla ilgili birçok bilgi alabilirler. Çocuğun özel ihtiyaçlarının ne olduğunu ve derste ona nasıl hitap edileceği ailelerden öğrenilecek olan temel ve en önemli bilgilerdir.

Öğretmenler için en iyi kaynak, çocukların aileleridir. Aile ile işbirliği kurma konusunda sıkıntı yaşanıyor ise çocuğun devam ettiği özel eğitim kurumunda hizmet veren öğretmenine başvurmak ise ikinci bir kaynaktır. Sorunlar yaşansın veya yaşanmasın, öğretim yılının başında bir toplantı düzenlemek ve öğretim yılı boyunca da aileler ile iletişime devam etmek gerekmektedir.

b)Sosyal Becerilerini İnşa Etme

Otizm tanısı koyulmuş olan bir çocuk, uygun sosyal tepkiler verememektedir. Bu da çocuğun sınıf arkadaşları ile beraber oynamasını ve arkadaşlık kurmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu noktada öğretmen sosyal ipuçları ile otizmli çocuğu eğitmelidir. Sınıf arkadaşları ile de konuşarak otizmli çocuğa yardımcı olmaları istenir.

Otizmi tam olarak anlatabilmek için onlara otizm ile ilgili bir kitap okunmalıdır. Bu konu ile ilgili video izletilerek çocuklardan araştırma yapmaları istenebilir. Ancak bunların otizmli öğrenci yakınlardayken yapılmaması gerekmektedir. Bu konuda öğretmenlerin çok hassas olması gerekmektedir. Otizmli çocuklar birçok şeyi anlamıyor gibi görünse de bazı durumların farkına varabilmektedir.Otizmli çocuklar, genel olarak kendilerini ifade edemezler. Çocukların okul saatlerinde ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olacak tüm şahısları tanıması için fotoğraflardan yardım alınması önemlidir.

Otizmli öğrenci bunalmışken ya da stresli iken kendini ifade edemiyor ise işaret ya da durum resimlerinden yardım alınmalıdır. Öncelik sözel iletişim olsa da özel durumlarda bu yöntem uygulanmalıdır.

c)Diğer Öğrenci Velileri İle Sorun Yaşanmasını Önleme

Diğer öğrencilerin velileri ile yaşanma ihtimali olan sorunları baştan çözmek ve velilerin olumsuz etki oluşturacak davranışlarını en aza indirebilmek için otizmli aile ile diğer ailelerin bir araya getirilerek bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Aileler eğitim konusunda çok önemlidir.

       EĞİTİM YAKLAŞIMLARI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

-Etkinlik Çizelgeleri:Etkinlik çizelgeleri otistik çocukların bir yetişkinin rehberliği olmadan görev  ve aktiviteleri bağımsız olarak gerçekleştirmesini amaçlamaktadır.Bir dizi resim ya da kelime setinden oluşan bu çizelgeler,çocuğa bir etkinliği sırasıyla yapmasına yönelik ipucu sunmaktadır.

-Video Kaydı ile Model Olma

Videoyla model olma uygulamasında, çocuğun model alması istenen becerilerin yerine getirilişi videodan çocuğa gösterilir. Videodaki görüntü bir başka çocuğa ya da yetişkine ait olabileceği gibi, çocuğun kendisine de ait olabilir. Çocuk öğrenmesi planlanan becerileri; örneğin, çiftlik hayvanlarıyla hayali oyun oynama becerilerini videodan izler. İzlerken önünde aynı araçlar bulunur. Çocuğa görüş alanının dışından sunulan fiziksel yönlendirmelerle çocuğun videoda izlediklerinin aynısını yapması sağlanır.Videoyla model olmanın sosyal, iletişimsel, oyun, özbakım ve günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğunu gösteren çok sayıda deneysel araştırma vardır.

-Akran Aracılı Uygulamalar

Akran aracılı uygulamalarda akranlar öğretici ya da iletişim kurma ve sürdürmeyi kolaylaştırıcı rolünü üstlenirler. Bu uygulamalar (a) akran modelliği ve (b) akran öğretimi olmak üzere iki temel biçimde yürütülebilir. Akran modelliğinde otizmli çocuğun akranı çocuğa belirli bir becerinin sergilenmesine model olur ve çocuğun bu davranışı model alarak sergilemesi hedeflenir. Akran öğretiminde ise, öğretici akranın otizm spektrum bozukluğu olan akranına öğretim yapması hedeflenir. Öğretici akranlar öğretimi nasıl yapacağı konusunda öğretmen ya da uygulamacı tarafından yetiştirilir. Öğretici akran bu süreçte yönerge sunmayı, ipucu sunmayı, pekiştirme sunmayı öğrenerek akranına sistematik öğretim sunar. Akran öğretimi planlanacağı zaman öğreten akranların devam sorunu olmayan bu süreç için gönüllü olan ve genel olarak kişiler arası ilişkileri olumlu olan çocuklar arasından seçilmesine özen gösterilmelidir. Akran öğretimi boyunca tüm süreç öğretmen gözetimi ve danışmanlığında takip edilmelidir.Özellikle kaynaştırma ortamlarında etkili olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, kardeşler, kuzenler de akran modelliği ya da öğretimi yapabilirler.

-Uygulamalı Davranış Analizi

Otizm eğitiminin ilk aşaması ABA olarak da bilinen uygulamalı davranış analizidir. Bu programın temel amacı çocuğun davranışlarını ve bu davranışlar ile ilgili çevresel özelliklerini analiz ederek terapi ve eğitim için gerekli olan programı çıkarabilmektir. Birçok kişi bunun bir ödül-ceza yöntemi olduğunu söylese de farklı bir mekanizması vardır. Davranış analizinin temel amacı çocuğun öğrenmesine ve beceri geliştirmesine engel olan olumsuz davranışları ortadan kaldırmaktır. Olumlu davranışlar ödüllendirilir, olumsuz davranışlar ise eğitmen tarafından düzeltilir. Haftada 20 ile 40 saat arası süren bu tedaviyle olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmak ve çocuğu eğitime kazandırmak amaçlandırılmaktadır.         

     

Kaynakça:

Similar Posts:

 6,378 Görüntülenme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir