“Ogoni’nin Yıldızı”



 ‘We either win this war to save our land, or we will be exterminated, because we have nowhere to run to.’

“Ya bu savaşı kazanıp topraklarımızı kurtaracağız, ya da kaçacak başka yerimiz olmadığı için yok olacağız”

Kenule “Ken” Beeson Saro-Wiwa ( 1941-1995 )

Duyarlı bir yazar düşünün ya da dürüst ve açık yürekli bir eleştirmen, bir insan hakları eylemcisi, Goldman çevre ödülü sahibi bir televizyon yapımcısı, Temsil Edilmeyen Uluslar ve Halklar Genel Meclisi (UNPO)’nun başkan yardımcılığını yapan bir yönetici, ama herşeyden önce ve öte, vicdan ve akıl sahibi bir “İNSAN”… Bilmemiz gerekenleri ne kadar da bilemediğimiz bir dönemde nasıl yaşamamız gerektiğini bize hatırlatan “o insan” ı düşünün, Kenule Beeson Saro-Wiwa ‘yı… Sonra çok uluslu petrol devi bir şirket ve şirketler ligi’ni düşünün, ona karşı korkusuzca mücadele veren bir vatan ve insan hakları savunucusu, bir bakıma sade(ce) bir vatandaş. Tıpkı David ve Goliath hikayesindeki gibi.. Ken Saro-Wiwa, günümüz popüler kültüründe adı, ya hiç bilinmemiş ya da belki de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az anılmış bir mücadeleci, emperyalist dogmaların korkutamadığı savaşçı, vicdan ve dirayetin siyah rengi..

Ken Saro-Wiwa, Nijerya’nın kadim etnik azınlıklarından Ogoni’lere mensup ve ortada, başta Ogoniland ve Ogoniler olmak üzere tüm Nijerya’ya uygulanan kapsamlı bir çevre sağlığı terörü ve insan hakları ihlali mevcut ve elimizde bu haksızlığın karşısında duran bir adet Ken Saro-Wiwa var… İnsan ve dirayetli olabilmekten başka elinde ne bir yetki ne de bir güç olan bir Ken Saro-Wiwa’dan söz ediyoruz, Ama O, başlarını dünyaca ünlü dev bir şirketin çekmekte olduğu çok uluslu petrol Terörü’nün kökünü İNSAN’ca kurutmaya kararlı ve azimliydi. Verdiği mücadelenin adı “Movement for the Survival of the Ogoni People” – “Ogoni Halkının Yaşaması için Hareket”, kısaca (MOSOP). Başlarda temsilciliğini yaptığı bu hareketin zamanla başkanlığına kadar yükselerek kendi gibi aktivist 8 arkadaşıyla birlikte ( ki Saturday Dobee, Nordu Eawo, Daniel Gbooko, Paul Levera, Felix Nuate, Baribor Bera, Barinem Kiobel, ve John Kpuine den oluşan bu grup daha sonra idam edilecek olan Ogoni 9 lusu olarak bilinecektir ) mücadeleyi daha sistematik ve bilinçli bir şekilde yürütürken diğer bir taraftan tamamen silahsız ve şiddet içermeyen bir insan hakları kampanyasının liderliğini de yapıyor olduğunu bilmenin verdiği gurur ve güçle, içinde kendi halkının da bulunduğu Nijer Deltası’nda petrol devlerince 50’li yıllardan beri sürege(tiri)len doğa ve dolaylı insan katliamına karşı verdiği mücadeleyi pasif direnişle sağlamaya çalışıyor. Şimdi tekrar düşünün.. Siz olsanız ne yapardınız? Bu esnada ben size O’nun neler yaptığını anlatayım..


Özetle Ken Saro-Wiwa, aynı anda hem çok uluslu, salt kar amaçlı, bir motivasyonla faaliyet gösteren petrol şirketlerine karşı hem de bu şirketlerin menfaatlerine hizmet eden tetikçisi konumundaki dönemin Nijerya hükümetinin yozlaşmış diktatöryel zorbalığına karşı anlamlı ve nesiller boyu unutulmayacak haklı bir mücadele verdi. Ogoni MOSOP hareketi bir başkaldırış, bir devrim veyahut ta bir anarşi ortamı değildi.. Mesnetsizce gasp edilen insan ve insanlık haklarını yine insanca rehabilite etme çabasıydı. Eleştrisi ve pasif direnişi, haksızlığa, zehirlenen yaşam alanları ve görmezden gelinen insan sağlığına, zalimce yabancılaştırılan yerli sermayeye ve öğrenilmiş çaresizlikle unutulmaya yüz tutmuş mücadele ortamını canlandırmaya yönelik bir karşı-duruştu..Söz konusu olan durumun sadece Nijer Deltasında aranan petrolün çevreye verdiği zarar ve bu zararla birlikte hayatını kaybeden sayısız masumun hakkını aramaktan da daha derin bir anlam kazanmasının üzerinden çok zaman geçmişti çünkü artık Ken Saro-Wiwa bu mücadelesiyle dünyaya örnek olmak isterken yüreğiyle ve mücadelesiyle dünyanın başka herhangi bir bölgesinde ismini halen bilemediğimiz sayısız Ken Saro-Wiwa’ya da örnek teşkil ettiğinin pek ala bilincindeydi.. O yüzden Wiwa’nın hayatını biryerlerde detaylıca okuduğumuzda “bu adam neden bile bile böyle bir ölüme gitmiş?” diye sormanın bir manası olmayacağını bilmeliyiz.. Evet, bu adam kesin bir ölüme gözünü kırpmadan gitti çünkü zaten MOSOP’a ilk başladığı dönemlerde bile ölümsüzleştiğinin hem kendisi hem de hasmı olan büyük şirketler farkındaydı. Çünkü ne kadar büyük ve güçlü olursanız olun vicdan ve hakkaniyete karşı verdiğiniz tüm savaşlar eninde sonunda sizi mağlup duruma düşürecektir. Yaşarken ölümsüzleştikten sonra Wiwa ve sekiz arkadaşı, mücadelelerine hukuki bir zemin sağlarken sayısız tehdit ve haksız suçlamanın altında bırakıldılar ardından gelen çeşitli oturma eylemleri ve can alıcı eleştirileri Wiwa’nın daha da güçlenmesini sağladı. Nihayetinde O, kendini savunamayan sayısız masumun avukatı, Ogoni insanlarının kulağı, dili, elleri, ayakları ve yeri gediğinde de öfkesiydi.. Halkının deyimiyle de “Ogoni’nin gören tek gözü”.. İşte onu yaşarken ölümsüzleştiren de buydu.

Zamanla çeşitli suçlamalara maruz kaldı, kendisine işlemediği bir cinayet suçu isnat edilerek gözaltına alındı ve Ogoni dokuzlusu olarak bilinen kendisi ve 8 arkadaşıyla birlikte Nijerya’da dönemin militer diktatörü General Sani Abacha tarafından 1995 yılında yakalanıp aynı yılda idam edilmesinin perde arkasında petrol devlerinin olduğu gerçeği bir dönem herkesin bildiği bir sır olarak kaldı.


Ne var ki kendisine yapılan suçlamayı müteakip ceza evine konulmasıyla birlikte Wiwa’nın ailesi konuyla ilgili kapsamlı bir araştırmaya giriştiğinde, aslında konunun gizli muhataplarının General Sani Abacha ve demir yumrukla yönettiği Nijerya askeri Hükümeti değil de, petrol devleri olduğu daha da iyi anlaşılmıştı. Zamanla ortaya çıkan gerçek, yani Ken Saro-Wiwa ve 8 diğer arkadaşının aldıkları idam cezalarının perde arkasındaki baş müsebbibin kim olduğu sorusu 1993 yılında Nijer Deltasının sömürüsüne karşı başlatılan 300.000 kişiyle gerçekleştirilen Ogoni Barış Yürüşü’nden sonra oluşan kıtasal kamuoyu baskısıyla bölgedeki çalışmalarını askıya almak zorunda kalmış olmasını sindiremeyen büyük petrol devi bir şirketin olduğunun ortaya çıkmasıyla yanıt buldu. Öyle ki, Ken Saro-Wiwa’ya isnat edilen sözde cinayet suçunun yine sözde tanıkları olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra yalan yere şahitlik yaptıklarını itiraf etmişler ve Wiwa’nın aslında bu cinayetleri işlemediğini ve kendilerinin yine bu büyük şirket tarafından rüşvetle satın alınarak Wiwa ve arkadaşları aleyhinde ifade vermelerinin istendiğini belirtmişlerdi. Tüm bunlar cereyan ederken Wiwa, ailesiyle yaptığı son görüşmesinde, vakur bir kararlılıkla birgün gerçeğin görüleceğini ve verdiği mücadelenin boşa gitmeyeceğine olan inancının tam olduğunu belirtmişti. Yıllar sonra sonuçlanan dava da bahsi geçen bu ve benzeri itiraflarla sonuçlanmış ve bu büyük petrol şirketi suçlu bulunup 15,5 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Oğul Ken Wiwa bir gazetedeki röportajında babasının ruhunun az da olsa huzur bulacağını söylediğinde dünya çapında bir kaygı ve ilgi konusu olan OGONİ hareketi artık nispeten de olsa başarıyla sonuçlanan bir özgürlük mücadelesi olarak tarihin tozlu sayfaları arasından sıyrılabilmeyi başarmıştı.


Sözlerimi bitirmeden önce Jim Sands tarafından bestelenen “Saro Wiwa” adlı şarkıyı dinlerken gözlerinizi kapatıp ” The Star of Ogoni” (Ogoni’nin Yıldızı) lakaplı bu güzel insanı ve verdiği mücadeleyi damarlarınızda hissedip düşünmenizi isterim.

Uğur Erülker
İngilizce Öğretmeni


Similar Posts:

 6,477 Görüntülenme

Similar Posts by The Author:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *