Ekonomik Kriz Ve Asgari Ücret Bildirisi

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Özal ile başlayıp Çiller Hükümeti ile devam eden ülke ekonomisini uluslararası neoliberal sistemle entegre etme ve dışa bağımlı bir ekonomik modelle yapay büyüme temelli politikalar, 2002 yılında iktidara gelen AKP Hükümeti ile doruk noktasına ulaşmıştır.

İktidara geldiği ilk günlerden itibaren Cumhuriyet’in üretim ekonomisine dayalı tüm fabrika ve kurumlarını özelleştiren, finansallaşmanın getirdiği kredi bolluğu ile halkı ve ülkeyi borçlandıran iktidar, ülkeyi sonu baştan görünen bir uçurumun kıyısına getirmiştir.

2017 yılında gerçekleşen referandum ile birlikte “Tek adama dayalı” saray rejiminin inşa edilmesi, tüm politik yapım süreçlerinde olduğu gibi ekonomi politikalarını da “tek bir şahsa ve o şahsın tekil kararlarına bağımlı kılmıştır.”

Dolayısıyla bugün yaşanan tek başına bir ekonomik kriz olmanın ötesinde ekonomik krizi derinleştiren bir siyasi krizle birleşmiş daha yıkıcı bir yapısal kriz özelliği göstermektedir.

Mevcut iktidar, 20 yıla yaklaşan iktidarı boyunca aldığı siyasal kararlarla bu yapısal krizin baş sorumlusu olduğu gibi, krizin çözümüne dair de bir politika uygulayamamaktadır.

AKP ülkemizi yönetememektedir.

Bugün, 2022 yılı Ocak ayı itibariyle uygulanmak üzere açıklanan asgari ücret miktarı gün geçtikçe yoksullaşan halkımızı daha da yoksullaştırmak, işten çıkarmaların önünü açmak ve gelecek zamlardan önce “sarayın halkın ağzına bal çalması” olarak yorumlanmalıdır.

“maaşından başka kaybedecek bir şeyi olmayanların”, halkı yoksullaştırırken kendilerini zengin kılanlar karşısında sabrı kalmamıştır.

Bugün itibariyle açıklanan asgari ücretin, işçi ve emekçi kesimleri işten çıkarmalara ve her saat yenisi açıklanan zamlara karşı koruyacak politikalarla desteklenmesi, ülkeyi Katar çiftliğine çeviren gayri-milli politikalardan vazgeçilerek üretim ekonomisini esas alan Kamucu-Halkçı bir ekonomi politikasıyla hareket edilmesi gerekmektedir.

Kemalist Yön Hareketi, ulus egemenliğini sağlayan ve “kimsesizlerin Cumhuriyetini” kuran Türk Devriminin kazanımlarını korumak ve ilerletmek noktasında kararlıdır. Sarayın çeperindeki bir avuç şirketin değil, Türk halkının mutluluğu ve refahı için mücadele etmeye devam edeceğini bir kez daha ilan eder.

Similar Posts:

 1,286 Görüntülenme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir