DOSTOYEVSKİ’YE SELAM OLSUN! – Gazi ÖMEROĞLU

   Türkiye’deki toplumsal ve siyasal süreci kavrayabilmek açısından üzerinde durulması gereken olgulardan biri de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleridir. Türk işçisinin benliğinin ve değerlerinin eylemselliğe, düşünselliğe ve varsıllığa yansıtılması gereken bu günlerde Türkiye’nin her meydanında elbette aynı fotoğraf kareleriyle karşılaşmıyoruz. Evrenselciliğin illetli değerlerine, iyi-kötü açmazının siyasal hastalığına bürünmüş rengârenk sendikalar barış, demokrasi ve özgürlük kılıflarıyla donattıkları meydanları,  bölücü ve gerici karakterlerle taçlandırıyor. Diğer yandan köklerine ve özüne sırtını dönmeyen, tarih karşısından bir yargıç kimliğine bürünmeyen, ay ve yıldızın gölgesine sığınmaktan imtina etmeyen işçi temsilcileri Türkiye’nin hak ve hürriyet mücadelesi sayfasına adlarını yazdırıyor. Bu bağlamda; Avrupa ve Birleşik Devletler’in olmazlarıyla, turuncu çizgileriyle ve harita cetvelleriyle tasarladıkları düşün dünyalarının prangaları içinde ezilenler, işçinin, emeğin ve dayanışmanın biricik sahibi ve koruyucusu olduklarını öne sürüyor.

   Evrenselleşelim derken leşleşen bir tavrın ve tutumun temsilcisi olduklarını haykırıyor! Türkiye’de ay yıldız olmaksızın herhangi bir koşulda herhangi bir savaşımın verilemeyeceğinin söz konusu yığın tarafından idrak edilmek istenmemesi, en başta memleketin kurucu değerleriyle ve anayasal düzeniyle çarpışmaya yelteniyor. Şeyh Said ve Tunceli kalkışmasını öven yığınlar, emeğin ve işçinin haklarını savunma cüretini kendinde buluyor. Çetrefilli düşün dünyalarının turuncu yansısında rahatlıkla emperyalizmin kokusunu alabileceğinin bu kimselerin, Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmaması için verilecek büyük karar ve mücadele, Türk gencinin Atatürk’ten aldığı yetkinin bir gereği olarak büyük önem taşıyor. Liberal soslu sendikaların, emek ve işçi üzerinden politikleştirmeye çalıştığı söylem ve eylem sarmalının geçersizliği, Türk bayrağının dalgalandırıldığı, İstiklal Marşı’nın söylendiği meydanlarda ilan ediliyor. Türkiye “Ne mutlu Türk’üm” demekten kaçınarak terör örgütlerinin taşeronu ve sigortası olma görevini kendine biçenlerin kaygılarına teslim edilemeyecek derecede önemli bir birikime ve sürece sahiptir. Alın teri, emeğin ve dayanışmanın sonucunda ortaya çıkıyorsa kıymetlidir; eğer bölücü ve gericilerin tutulduğu hapishanelerin önünde dökülen bir alın terinden bahsediliyorsa orada eyyamcılık, anayasaya ve cumhuriyete karşıtlık vardır. Rus yazınının önde gelen temsilcilerinden Dostoyevski şöyle der: “Bazı insanlar büyük işler görmek için dünyaya gelmişler, bazıları da küçük işler görürler.” Büyük ülkelerin küçük işçileri olmayı yeğlemeyenler, emeğin ve dayanışmanın ortaklaştığı mücadele sathında özüne, bayrağına ve vatanına yabancılaşmayanlar 1 Mayıs’ın asıl sahibidir!  

Gazi ÖMEROĞLU

Similar Posts:

 6,579 Görüntülenme

Similar Posts by The Author:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *