Burak Elik Yazdı: “Fillere ve Filler Sultanına”

bu kokmuşlar mezarlığı imamlar sofrası bu

omuzlardan omuzlara bu korku tapınakları

                                               HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

Yaşar Kemal’in, Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca’sını bilir misiniz? Harika bir toplum eleştirisi yaparken, iktidar, halk ve güç dengelerinde haklı azınlığın karıncalar misali dev filleri nasıl kendine kazdığı çukura gömdüğünü, farklı dinamiklerle örülü olsa da her diktatör gibi Filler Sultanı’nın hak ettiği sonu yaşadığını ortaya koyar. Yılgınlığından ve korkusundan sıyrılmış karınca kitlesinin zorbanın karşısında nasıl galip geldiğini anlatır. Bunu 77’de masalsı bir çocuk romanı edasıyla yazarken elbette haberdar değildi yıllar sonra onlarca  Filin sultansız türeyeceğine.

                Bu topraklarda Filler’in saltanatı çok uzun zamandır sürmekte. Bunun müsebbiblerini hepimiz çok iyi biliyoruz. Sağ popülist iktidarların taşeronlaşmış mafyatik bağlantıları, örümcek ağı gibi devleti sarıp halkı zehirlerken iktidar erkini de kanser hücresi gibi kendisine düğümledi. Bu kanser, gün geldi tüm organizmayı kocaman bir tümöre dönüştürdü. Bugün gelinen halde hafızamız, bize göstermektedir ki; Susurluk’tan tutun doksanlı yıllardaki faili meçhullere kadar hepsi bu tümörleşme sürecinin dönütü. Baskının ve rantın tahakkümüne giren aktörler; kendi meşruiyetlerini, yarattıkları örtülü çatışma ortamında çete yapılara borçlandırdılar. Fakat atılan artık sadece bir kartopu değil çığlaşan bir kar kütlesi! Bu kütle son hızla sultanın tahtından halkın tepesine ilerliyor.

***

Çete, çete şirket, çete siyaset, çete aile, çete yargı, çete din, çete, çete, çete…

                Kutuplaştırılan ve dönüştürülen insanlarımız hızla sönümlenirken, yaratılan profile  enjekte edilen hamaset siyaseti, onlarca genci bugün köşe başı kabadayısı, kendince kahraman kalıplarca ahmak olarak yonttu. Dengesiz ve işlevsiz ekonomik politikalar, gelir adaletsizliğini körüklerken yoksullaşan halk kitlelerinin ikamet bölgelerinde asayiş problemleri önü alınamaz bir vaziyete doğru son hızla ilerliyor. Sosyo-ekonomik olarak -mahalle jargonunda- “yolsuz” kalan gençler suça meylediyor, uyuşturucu gibi envai çeşit toplumsal tehlikeyi tabana yayıyor. Tüm bu uğraşların ertesinde korunma ve tedarik ihtiyacı duyduklarından  “büyükbaşlara” sığınmak, kuyrukçuluklarını yapmak durumunda kalıyorlar. Sonuç itibariyle de suça sürüklenmiş yüzlerce çocuk, suçla büyüyen binlerce genç etrafımızı çevreliyor.

***

                Evet! Eğitimi yaygınlaştırdık, Evet! Binlerce bina diktik, Evet, evet! Saraylar bile diktik hatta sahte sultanımız bile var; ancak halkımız hala yoksul, ancak her sokakta halen daha tiran düzenler kurulu, ancak gençlerimiz halen daha filleşmek istiyor, gençlerimiz Filler Sultanı’na biat peşinde. Açıkça söyleyelim; biz Filler Sultanı’nı sevmiyoruz, onu seveni de sevmiyoruz. Filler Sultanı’nın hamasi milliyetçiliği; gençlerimizi zehirlerken, çocuklarımız sokaklarda “yolsuzken”, cebimizden çalınanlar çetelere akarken, marinalar plajlar ağababalara peşkeş çekilmişken, hastaneler sarıklılara, okullar dinbazlara, limanlar fabrikalar komprador burjuvaya tahsis edilmişken Filler ve Sultanlarının karşısında dimdik kalmak durumundayız.

                Milliyetçiliği ve milliyetçi söylemleri, kendi mafya düzenlerine yeni taşeronları devşirme gayesiyle  kullananlar sözüm ona  nüfuz ettikleri kitlelerde ahkam pirliği yaparken bizlere düşen yurtseverlik zırhını kuşanıp karıncalar misali Fillere karşı koymaktır. Milliyetçi hamaseti kendine kuşananlar ve buna kananlar 78’de Mumcu’nun onlara sordukları soruya biraz kafa yorsunlar:

Milliyetçilik, “vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak” edebiyatı mıdır, yoksa ulusun, ülkenin çıkarlarını, onurunu herkese karşı savunmak, yani tam bağımsızlık mıdır? Her, ulusun, ülkenin onuru, çıkarları ayaklar altında çiğnenirken, “vatan, millet, Sakarya, kan, ırk, bayrak” edebiyatını, yani milliyetçiliği salt kitleleri uyutmak, kandırmak için kullanıp, aslında bütün bu değerleri salt kendi siyasal ya da bireysel-sınıfsal çıkarları için kullanmak milliyetçilikse, bunun karşıtı nedir?” (*)

(*)Uğur Mumcu-Milliyetçilik A.Ş. (2 Ocak-11Temmuz 1978 yazıları), İstanbul, UMAG Yayınları, 1999

Similar Posts:

 4,691 Görüntülenme

Leave a Reply

Your email address will not be published.