Ahmet Ayçiçek Yazdı: “Ne Yapmalı?”

1990’lı yıllarda Kemalist aydınlara yönelik gerçekleştirilen suikastler; Ergenekon, Balyoz kumpasları ve özellikle son çeyrek asırlık süreçteki sinsi ve planlı saldırılar, Atatürkçülerin üretkenliğini ve gücünü azaltmış olsa da varlığını ve halktaki karşılığını bitirememiştir.

Kemalizm, son çeyrek asırda yaşadığı çeşitli olumsuzluklara ve saldırılara rağmen bugün halk tabanında en çok benimsenen düşünce durumundadır. Metropoll’ün “Türkiye’ninNabzıKasım2020” anketine katılanların %24.9’u kendisini Atatürkçü/Kemalist olarak tanımlarken kendisini muhafazakar olarak tanımlayanların oranı ise 13,3. Yine Metropoll’ün Ocak 2021Türkiye’ninNabzı verilerine göre Türkiye’de seçmenlerin %22,3’ü kendisini Atatürkçü/Kemalist olarak tanımlarken Optimar Araştırma Danışmanlık Anonim Şirketinin, 26 ilde yaptırdığı “Siyasal kimlik olarak kendinizi nasıl tanımlarsınız?” anketinde katılımcıların %25,2’si kendini Atatürkçü olarak tanımlarken sadece %9,7’si kendisini muhafazakar olarak tanımlıyor.

Farklı anket şirketleri tarafından yapılan anketlerin tamamında “Atatürkçü/Kemalist” cevabının ilk sırada yer alıyor olması ve hemen arkasından “milliyetçi/ulusalcı” cevabının gelmesi Kemalizm’in halktaki karşılığının en somut göstergesidir! Kemalizm cevabının Z kuşağına yönelik yapılan anketlerde artarak devam etmesi de bu potansiyelin azalmak bir yana her geçen gün daha da arttığını ortaya koyuyor. Peki ülkenin sayıca en büyük kesimi olarak bu noktada ne yapmalıyız?

Var olmalıyız!

Siyaset arenasında yer alan her kesim kendine göre haklıdır. Belirleyici olan, haklılık retoriği değil güçlü olmaktır. Bugün Kemalistlerin öncelikli hedefi de siyasi, düşünsel alandaki güç dengesi içerisinde yeniden yer almak olmalıdır. Bunun yolu da birleşmek ve üretmekten geçer.

Son yıllarda Kemalist dernek, dergi ve toplulukların sayılarının artarak devam etmesi kadar Kemalist çizgide çalışma yürüten kurumların birlikte yapacağı çalışmalar da son derece önemlidir. 10-12 Aralık 2021’de, Kemalist çizgide çalışma yürüten 23 kurumun katılımıyla gerçekleşen Büyük Kemalizm Kurultayı bu anlamda önemli bir başlangıç oldu. Memleketin dört bir yanından gelen yüzlerce Kemalist’in birbiriyle tanışma imkanı bulduğu, 12 farklı çalışma başlığıyla geleceğe dönük çözüm önerilerinin çıktığı kurultay; Kemalistlerin bir araya geldiğinde neler yapabileceklerinin en somut göstergesi oldu.

Büyük Kemalizm Kurultayı’nda ortaya çıkan heyecan ve motivasyonun artarak devam etmesi, çalışmaların sürdürülebilirliğine bağlıdır. İlkini gerçekleştirdiğimiz kurultayın, Kemalist kurumların katılımıyla oluşturulacak platformlarla her yıl farklı içerik ve formatlarla devam ettirilmesi güç dengesi olabilme yolunda bir zorunluluktur. Bununla birlikte 3 aylık aralıklarla bölgesel Kemalizm Buluşmalarının gerçekleştirilmesi ve aynı ilde yaşayan Kemalistlerin bir araya gelebilecekleri ortak buluşma alanlarının belirlenmesi ayrıca önemlidir.

Her yeni çalışma, hedefe varma sürecinde atılan bir adım, çıkılan bir basamaktır. Bu sebeple Kemalistlerin bu süreçte yapacağı her çalışma, ister düşünsel ister pratik alanda olsun, ayrıca önemli ve kıymetlidir. Her bir çalışmayı a’dan z’ye tüm Kemalistler sahiplenmeli ve var gücüyle desteklemelidir.

Kemalistlerin artık kuru bir haklılık edebiyatıyla veya kısır çekişmelerle kaybedecek zamanı yoktur. Her bir Kemalist kadro, uzmanlaştığı alanda atılım yaparak somut çalışmalar üretmek zorundadır. Kemalistler olarak içinde bulunduğumuz kısırlığı ancak üreterek aşabiliriz. Önümüzdeki dönemde etkili konuma gelip gelemeyeceğimizi belirleyecek olan husus; çıkaracağımız yayınlar ve sahada yapacağımız çalışmalar olacaktır.

Sloganımız açık ve net: Birleşmek, üretmek ve ilerlemek! Halktaki bu potansiyelin, siyasette güç odağına dönüşmesinin yegane yolu budur. Bugün geldiğimiz noktada ya güç dengesi içerisinde yerimizi alacağız ya da kısır döngü içinde savrularak zayıflamaya devam edeceğiz.

Similar Posts:

 1,935 Görüntülenme

Leave a Reply

Your email address will not be published.